Şiir Antolojisi
17 Aralık 2013 Salı
EVLİLİK
Günce, Kasım 2013
1 Kasım 2013
Bu akşam güzel bir yolculuktayım, ver elini Ankara. Sabah 2 Kasım 2013’te Ankara’dayım. Saat 17.00’de de Kurgu Kültür Merkezi’nde.
2 Kasım 2013
Yolculuk oldukça iyi geçti. Sabah Ankara otogar’a Ankaralıların söylemiyle AŞDİ’ye ulaştım. Bir kart alıp ver elini Beşevler’e Ankaray ile yolculuk yaptım. Bacanak Harun ile bir hoşbeş ve dinlenmek için odaya geçtimse de uyuyamadan yine kalktım, kahvaltı, dinlenme ve kalkıp Kızılay’a gittim.
Sevgili Aydan Yalçın ve Osman Namdar’ın İncir Kuşu’nu sunumları çok güzeldi. Aynı iklimin çocukları olduğumuzdan mıdır nedir, onlar da şiirlerde kendilerini bulmuşlar; hele Aydan, bu duyguyu çok vurguladı, sevindim. Şiirlerimde Yörük yaşantısından taşıdığım birkaç sözcüğe değindiler, önceden de “yerel” olarak değerlendirildiği için, pek de umursamadığım bir konuydu bu. Aydan, bu sözcükleri hiç de yadırgamadığını söyledi. Osman, iki tespit ile tüm kitabı değerlendirdi. Sonunda bir Ardıç kuşu sesi eşliğinde şiir okuması da ayrı bir tat kattı geceye ve tanıtıma. Sonra şair Hasibe Ayten iki sürprizle bana mikrofondan “hoş geldin!” dedi. İki arkadaş geceye katıldılar türküler ile (Kimdi bu arkadaşlar, adları ne idi, soramadım, unuttum.) Güzeldi.
Şair Hüseyin Atabaş, Hasibe Ayten, Cevahir Bedel, Şükran Belen, Ergül Çetin, Celal İnal, Nevin Koçoğlu, Ada Öztürk, Alaattin, ve adını unuttuğum birkaç şair daha…benim gönlümce çok hoş geçti. Şiiri konuştuk.
Ve sonrası Aydan ile yemek…
Ankara'da Kurgu Kültür Merkezi'nde Aydan Yalçın, Osman Namdar, Hasan Varol
3 Kasım günü Antalya’ya dönüş mü İstanbul’a gidiş mi kararsızdım.
12 Kasım 2013
ANSAN’ı arıyorum, çünkü 16 Kasım 2013 günü ANSAN’da İncir Kuşu’nun tanıtımı olacak. Sevgili Cahit Çakçıl ve şair Nadire Sönmez konuşacaklar. Bir duyuru afişi yapılması gerekliydi Vildan Özsoy’u arıyorum. Vildan da grip olmuş, sesini duyunca hemen hasta olduğunu öğrendim “geçmiş olsun” dedim. Sağolsun yine de afişi hazırladı ve Facebookta paylaştı, ben de böylece afişi edinmiş oldum.
Bu ara Antalya’da yaşayan şair Musa Öz, Tolga Özen, Turgay Değirmenci, Gazanfer Eryüksel, Nisa Leyla; öykücü Neşe Karel, Nuri Erkal, Kamile Yılmaz ve yine Türk Öger Koç, Harun Yiğit gibi arkadaşlarla haberleşiyorduk Facebook’tan.
Antalya ANSAN'da Nadire Sönmez, Cahit Çakçıl, Hasan VarolNadire, benden bir de slayt hazırlamamı istedi bu tanıtım için, hazırlamıştım da ama müziği yoktu, derken onu da Gamze kardeşimiz Manavgat’ta tamamlamıştı, cebimdeydi bir flaşdiskte. Bilgisayar ve diğer kurulumu yapamadık ve gösterimden vazgeçtik.
16 Kasım 2013
Ben yanıma on kitap ANSAN için, on kitap Ardıç Kitabevi ve bir iki kitap da armağan ederim diye çantama alarak yola çıktım. Bir iki kitap da arkadaşlara armağan etmek için evden ayrı kitap aldım şiir üzerine denemeler olan Homeros Ödülleri kitabını ki (Karşıyaka Belediyesi yayını), birini Musa’ya birini de Tolga’ya verdim. Yine benim için Mehmet Büyükçelik’ in hazırladığı 4 sayfalık tanıtımdan yeterince almıştım, gelenlere armağan etmek için, dağıttım.
Sunum saatini beş dakika geçe Cahit Çakçıl geldi ve masada Nadire ile yerini aldı. Mikrofonu açtım ben. Eh, ANSAN için iyi bir seçkin topluluk vardı dinleyici olarak. Sonradan öğrendim ki içlerinde Almanya’da yaşayan bir dinleyici (imzada öğrendim) Kepez Belediyesinde tiyatro yapan bir dinleyici de vardı. Bu çeşitliliğe sevindim.
Nadire, oldukça titizlenmiş, şiirlerden güzel dizeleri öne çıkardı, benden aldığı bilgileri ki benimle söyleşi de yapmış, kitaplarımı Deniz çıktığında incelemiş, bir hayli çalışmış olup, şiirimi tanıyan bir arkadaşımdı. Sonra Cahit Çakçıl da Musa Seyirci, Ergül Çetin’in yazılarından ve Fatma Aras ile yapılan Cumhuriyet Kitap dergideki söyleşiden, şiire bakışım’ı çok güzel özlüce verdi. Kurgusu güzeldi. Ve beş şiir seçmiş, onları okudu. Bir ara, benim bir zamanlar ara verdiğim sorusunu yöneltti bana. Bu soruya ben “Metin Demirtaş ile konuşmalarımızda, yazışmalarımızdan alınarak, kırılarak bir küs yaşadığımı” incelikleriyle anlattım. Ara vermesem iyi olacakmış dedim.
Nuri Erkal, yeni kitabında bana ayırdığı bölümü özetleyerek tanıtıma katkıda bulundu. “Yörük iki şair var: Musa Öz ve Hasan Varol” dedi.
Unutmayayım, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı benim için ANSAN’a çelenk göndermişti, bu davranışını şiire ve sanata saygı olarak alıp, buradan selamlıyorum sayın Başkanı da.
Not: ANSAN çay bahçesine oturduğumuzda yan masamıza iki kişi oturdu, bize kulak misafiri oluyorlardı. Konuşmalarımızı dinliyorlardı. Kitaplarımı bir masaya tanıtım için dizince hemen yanımıza da geldiler, kitaba bakıp birisi “serbest yazıyormuşsun, ben de yazıyorum, arkadaşız” dedi. Ben sivil görevli olduklarını anladığım için, “serbest piyasa, herkes istediği gibi yazar, sizlerle de arkadaş değilim. Programı dinlersiniz, suç unsuru varsa gereğini yaparsınız” dedim, birisi hakkımda hazırlanmış olan 4 sayfalık belgeden alıp yürüdü, gülerek oradan uzaklaştılar.
Program bitimi doğru evin yolunu tuttum; ver elini Manavgat.
Bu tür programlarda köylüm Ahmetlerliler’in de bulunmasını çok istiyordum, ama olmadı. Çünkü çoğunluğu Ahmetler Kanyonu’na HES’e karşı yürütülen eylemi desteklemek için kanyona gitmişlerdi.
20 Kasım 2013
Bu akşam saat onda evden çıktım, bu kez yolum İzmir’e.
21 Kasım 2013
Şu an İzmir’deyim, ama grip olmuşum vücudum güçsüz, kırık. Ama bir güzellik var ki genç arkadaşım şair Eşref Yener bir şiir yazmış ve şiiri bana adamış. Bir mutluluktu. Bugün doktorun yolunu tutmalıyım dedim, gidip bir reçete aldım dinleniyorum.
22 Kasım 2013
Yarın Mehmet Büyükçelik ve diğer arkadaşımız Durmuş Taşdemir’in kitaplarının tanıtımı var. Mehmet’in “Uygarlık” adlı şiirini okuyacağım. Bişeyler söylemek için kitabına bakayım dedim ama vücudum güçsüz, uykum da geliyor, ilaçlardan olmalıydı.
23 Kasım 2013
Balçova’dan otobüse binip konak iskelesinden Karşıyaka vapuruna binip sahaflara da uğrayarak ulaştım atölyeye. Her zaman olduğu gibi şair Mazhar Alphan abi oradaydı. Güleç yüzüyle beni karşıladı. “Kendimce konuşmamı yapıyordum ve beni müthiş alkışlıyorlardı Hasan, bak sen gelince bu büyü bozuldu” dedi ve gülüştük. Gerçekte mikrofonda onca rahat birini daha görmedim. Mazhar abi, kendine özgü bir şiiri okuyuşu olan, konuşmasını ballandırarak dinleten bir ağabeydir. Çok da geniş ve hoşgörülüdür. Bana Nesrin’in Gülyaşı için için yazdıklarımı anımsatıp, “Nesrin dönüp dönüp okuyor senin yazıyı güzel olduğunu söylüyor” dedi, Tmolos Edebiyat’taki “Nesrin İnankul’un Şiirini Okurken” adlı yazımı anarak. Sevindim!
Tanıtımlar oldukça iyi geçti. Mehmet Büyükçelik üzerine Nesrin İnankul ile Mazhar Alphan; Yaşar Taşdemir şiiri üzerine ise Dizdar Karaduman ve sonradan salona katılan Zübeyde Turan konuşma sundu. Bu programda Mehmet’in bana yolladığı şiirlerden ben “Uygarlık adlı şiiri seçmiştim, onu okudum.
25 Kasım 2013
J.L. Joubert’in Şiir nedir? kitabını okuyorum, ikinci mi üçüncü kez midir, unuttum. “Şiirsel Zevk” diye bir bölüm var, ilgimi çekti oradan bir aktarma ile paylaşım yapacağım.
“Bellek eğitici alet, araç, bilgi aracı, bir heyecanı veya bir deneyimi iletme yolu, şiir bunların hepsidir. Ama aynı zamanda bir zevk konusudur.
Çağdaş müzelerin, tarihöncesi bir aydemir keseri, Kristof Kolomb öncesine ait bir kulpsuz testi veya bir köylü orağı sergilediklerinde ortaya koyduklarıyla aynı türden, aracın özünde bulunan güzelliğe bağlı estetik zevktir bu. Yararlılıktaki mükemmellik güzellik duygusunu doğurur. En eski zamanlardan beri, şiirin belleğe dayalı işlevinin en yetkin örneklerinin estetik bir zevk biçimi yarattığı düşünülebilir. İyice olgunlaşmış bir nesnenin karşısında duyulan zevki.
Şiir yalnızca zihni değil, aynı zamanda duyarlılığı ve bedeni de harekete geçirdiğine göre, oyun ve libido zevki de ortaya çıkar. Sözcükler çocuklara verilen ilk oyuncaklardır. Tekerlemeler ve diğer kalıplaşmış sözler (şarkılar, rontlar, bilmecelere, büyüleyici cümleler, vs) çocukların tüm etkinliklerinde yer alır ve bunlara bir ahenk katar; ama özellikle de, -Robert Desnos, Paul Eluard veya Philippe Soupault gibi çağdaş şairler bunları taklit ederek bu sırrı yakalamaya çalışmışlardır- sözcüklerle sarhoş olma zevkini sağlar.” s 35
28 Kasım 2013
Artık roman okumalıyım deyip gidip sahaftan dört roman aldım: G. Flaubert’in Gönül ki Yetişmekte; Cemal Süreya çevirisi. Yine C. Dıckens’in Oliver Twist, Melek Genç çevirisi ve I. Silone’nin Fontamara,bu da Sabahattin Ali çevirisi. Ekleyeyim bir kitap daha:A. France’in Thais, bu roman da Erdoğan Alkan çevirisi. A. France’in Tanrılar Susamışlardı romanını Manavgat’ta okumuştum ve çok beğenmiştim. Bu kitapları bu önümüzdeki ay okumaya başlayıp mutlaka hepsini okumalıyım diyorum kendime.
Elimin altında yine Sabahattin Kudret Aksal’ın “Denemeler, Konuşmalar”ı var. Aksal, son yıllarda keşfettiğim bir bilge, iyi bir şair. Nedense Fransızca bilenlerin işi rast gitmiş ülkemizde, çoğu iyi şair olmuş, iyi şairlerden Aksal. Şiir üzerine dedikleri açık, anlaşılır ve mutlaka bilmemiz gereken şeyler. Tekrar okuyorum. Onca güzel şeyler gizli yazılarda.
“Günüyle koşulludur sanatçı, sürekli bir alışveriştedir. Hiçbir gün ve hiçbir çağda da ardında kalmış ya da önünde bulunan günlerden ve çağlardan tümüyle ayrı düşmüş, bağımsız, soyut bir zaman birimi sayılamayacağına göre, bir eliyle bir önceki günü yoklar, öbür eliyle de bir sonraki günü dener.” s24
Sık sık “denge, uyum”dan söz eder S. K. Aksal. Bakınız, “Bir ilkçağ bilgesi olan Aristoteles’in, bakışım, denge, belli sınır ilkeleri, bir Yeniçağ sanatçısı olan André Gide’de klasik yetkinliğin öğeleridir.” Yine, “Bir özdür Klasizm, başlıca birimleri ölçü, denge, uyum, oranlılık, genelleme olan bir düzendir.” S34
Dilimizde özleşmeye ne çok değer veriyor S. K. Aksakal. Dıranas üstüne olan yazısında, “Oyun kişilerinin dili üstüne” olan yazısında ve daha birçok yazısında dildeki özleşmeyi savunur, gerekliliğini vurgular.
“Şiir Üstüne Söyleşi” mutlaka okunulması gereken bir yazı bu kitapta. Şiirin tanımının yapılamayacağı, ozan, okurları, düşünce, şiirin etki gücü, beğeni, yapıyla-deyiş, uyum, soyutlama gibi önemli konuları işler bu yazıda. Okunmalı, genç arkadaşlar mutlaka okunmalı…